Beyin-bilgisayar arayüzlerinin son zamanlarda Neuralink tarafından gündeme getirilmesi, bu teknolojinin yeni bir icat olması yönünde yaygın bir algı oluşturdu. Ancak nöroloji uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, beyin ile bilgisayar arasında iletişim kurma fikrini onlarca yıldır bilim insanlarının üzerinde çalıştığı bir alan olarak tanımladı. Beyin sinyallerinin 1920'li yıllardan itibaren EEG yöntemiyle kaydedildiğini belirten Tarlacı, 1970'li ve 1980'li yıllarda yapılan araştırmalarla beynin belirli bölgelerindeki sinir hücrelerinin hareketlerle ilişkili olduğu ortaya konduğunu açıkladı.
Beyin-bilgisayar arayüzü teknolojisi, beynin ürettiği elektriksel sinyallerin bilgisayar tarafından analiz edilerek bir cihaza komut vermesine olanak tanıyor. Prof. Dr. Tarlacı, bu teknolojinin özellikle ALS hastaları, omurilik felci yaşayan kişiler ve locked-in sendromu tablosu olan hastalar için geliştirildiğini belirtti. Teknolojinin temel amacı, hareket edemeyen bir hastanın yalnızca düşüncesini kullanarak dış dünyayla iletişim kurabilmesini sağlamak. Örneğin, kolunu hareket ettiremese bile hastanın beyninde "bardağa uzanma" niyeti oluştuğunda, bilgisayar bu sinyali tanır ve bir robot kolu harekete geçirerek bardağı hastanın ağzına götürebilir.
Prof. Dr. Tarlacı, yanlış algılara karşı dikkat çekerek, çiple yabancı dil öğrenmenin veya insan beynini uzaktan kontrol etmenin günümüzün bilimsel bilgileriyle mümkün olmadığını vurguladı. Ayrıca, yapay zekânın insan beynini kopyalayamayacağını da ifade etti. Neuralink, bu teknolojiyi daha ileri taşımış olsa da, beyin-bilgisayar arayüzü uygulamaları 1990'lı yıllarda tıbbi uygulamalara başlamışdır.






