Yapay zeka teknolojilerinin günlük yaşama entegre olmasıyla çocukların bu sistemlerle tanışma yaşı düşüyor. Eğitsel uygulamalar ve akıllı asistanlar faydalı olabilse de, gelişim dönemine uygun olmayan veya kontrolsüz kullanım riskleri beraberinde getiriyor. Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Sema Bayçın, yapay zeka kullanımının çocukların yaşı ve gelişim düzeyine göre farklı etkiler oluşturabileceğini, ailelerin yasaklayıcı değil bilinçli ve rehberlik edici bir yaklaşımla teknoloji kullanımını yönetmesi gerektiğini vurguluyor.
Yaşamın ilk yıllarında çocuklar çevreyi dokunarak, oynayarak ve insanlarla etkileşim kurarak keşfediyor. Bu dönemde ekran ve yapay zeka tabanlı uygulamalara ayrılan zamanın artması, yüz yüze iletişim ve sosyal etkileşim için ayrılan zamanı azaltıyor. Bilimsel çalışmalar, özellikle yaşamın ilk yıllarında yoğun ekran maruziyetinin ilerleyen yaşlardaki dikkat, çalışma belleği ve akademik becerilerle ilişkili olabileceğini gösteriyor. Araştırmalar, 1 yaş ile okul öncesinden ilkokula geçiş döneminin çocukların bilişsel gelişimi açısından özellikle hassas olduğunu ortaya koyuyor.
Okul öncesi dönemde (2-6 yaş) çocuklar dünyayı duyular ve taklit yoluyla öğreniyor; soyut ve somut kavram ayrımı henüz gelişmemiş durumda. Sesli komut sistemleri ve konuşan oyuncaklar çocuk tarafından canlı varlık olarak algılanabilir ve bu algılama empati gelişiminde aksamalara yol açabilir. İlkokul döneminde (7-11 yaş) hazır sunulan içerikler çocuğun problem çözme kapasitesini pasifleştirebilir; yapay zekanın ürettiği hatalı bilgileri gerçekle ayırt etme zorluğu ortaya çıkıyor. Ergenlik döneminde ise dijitalleşme, kimlik arayışı ve akran onayının öne çıktığı hassas evrede duygusal izolasyon riskini artırıyor.






